Kelebekler kategorisinde yayınlandı | Etiketler Colias crocea, Kelebek, Sarı azamet | Comments Off
Demirkazık zirve: E: 37 50.33168′, B: 35 08.89038′, Yükseklik: 3754m
Emler zirve: E: 37 48.34447′, B: 35 08.87811′, Yükseklik: 3731m
Kaldı zirve: E: 37 44.12700′, B: 35 09.73900′, Yükseklik: 3693m
Güzeller zirve: E: 37 44.57506′, B: 35 11.27079′, Yükseklik: 3466m
Lahitkaya zirve: E: 37 44.79185′, B: 35 10.22023′, Yükseklik: 3118m
Küçükcebel zirve: E: 37 45.24208′, B: 35 11.34018′, Yükseklik: 3382m
Eznevit zirve: E: 37 47.48300′, B: 35 08.33000′, Yükseklik: 3549m
Karasay zirve: E: 37 47.44800′, B: 35 08.80700′, Yükseklik: 3566m
DKSK zirve: E: 37 47.38000′, B: 35 09.65900′, Yükseklik: 3709m
Suner zirve: E: 37 46.95400′, B: 35 09.52900′, Yükseklik: 3718m
Oksar zirve: E: 37 46.62900′, B: 35 09.96200′, Yükseklik: 3642m
Direktaş zirve: E: 37 47.84300′, B: 35 11.42300′, Yükseklik: 3526m
Parmakkaya: E: 37 44.89400′, B: 35 08.37300′, Yükseklik: 2645m
Çelikbuyduran: E: 37 47.97198′, B: 35 09.02737′, Yükseklik: 3336m
Avcıbeli geçiti: E: 37 43.40700′, B: 35 08.25500′, Yükseklik: 3715m
Sarımemetler: E: 37 46.07483′, B: 35 05.63485′, Yükseklik: 1741m
Arpalık kamp yeri: E: 37 51.01949′, B: 35 07.39977′, Yükseklik: 2280m
Sokulupınar kamp yeri: E: 37 49.55800′, B: 35 06.86400′, Yükseklik: 1982m
Demirkazık dağevi: E: 37 51.48043′, B: 35 05.82890′, Yükseklik: 1607m
Not: Buradaki koordinatların yanlış olmasından kaynaklanan kaza ve yanlış bilgilendirmelerde hiçbir şekilde sorumluluk alınmaz. Veriler bilgilendirme amaçlıdır. Lütfen doğruluğunu kontrol edin.
GPS kategorisinde yayınlandı | Etiketler GPS, aladağlar, gps koordinatları | Yorum Yok »
Unuttuğunuz bir şey yok, dün de bugünkü gibiydi hayat.
Arada bir sizi huzursuz eden şeyin ne olduğunu aramak için etrafınıza bakmak yeterli olmayacak hiç bir zaman.
Dışarıdaki güneş bir daha üzerinize doğmayacak, olmaz böyle birşey diyorsunuz ama olacak, kırılacak dünya, siz düşüreceksiniz avuçlarınızdaki su damlasını.
Sonra günlerin asla eskisi gibi olmayacağını bilerek yaşamaya çalışmak kolay mı olacak sanıyorsunuz.
Kendinize bir çay koyun ve pencereye yaklaşın ya da gökyüzünü göreceğiniz bir yere, belki de son kez bakıyorsunuz maviliğine günün.
Neleri yapabilirsiniz, akşam haberleri izlemekten başka. İçine gizlendiğiniz makina tükenmeden önce keşfedin kendinizi.
Benim yazım değil. Kimin yazdığını bilmiyorum. İlk okuduğumda irkilmiştim. Sonra masaüstüme aldım. Sonra…
Neden kategorisinde yayınlandı | Yorum Yok »
Kelebekler kategorisinde yayınlandı | Etiketler Büyük Beyaz Melek, Kelebek, Pieris brassicae | Yorum Yok »
Web’den uzun süre araştırmaların sonunda kanyonla ilgili doğru dürüst bilgi bulamadık. Birkaç kişiye de sorduk ama kayıta değer bilgi yok. Macera davetiye çıkardı. Cumartesi günü saat 08:30′da Milli Kütüphane’nin önünden harekete geçtik. Aracımız 2000YTL’ye alınan bir minibüs. Arkasında çekyatı olan ve ön koltukları haricinde diğer koltukları sökülmüş bir BMC. İnsanlar ya çekyata oturuyor ya da yere mat atıp onun üzerine. Çekyata oturulunca panoromik bir görüntü sizi bekliyor. İster minibüsün içine serpiştirilmiş çantalardan lazım olan eşyanı al, ister köy meydanı misali olan sohbet ortamına katıl. Seçim sana kalmış. Eğlenceli bir ortamda Ağlı’ya kadar yol alıp burada yemek molası verdik. Büyük porsiyon etli ekmeğe ve ayrana adam başı 5 YTL verip Mete’nin google earth’den edindiği bilgilerle nokta atışı yaparak kanyona en yakın yola ulaştık. Çantaları yüklenip kamp yerine vardık. Birsürü kelebek vardı. Birimizin üzerinden çıkan kene tedirginlik yarattı. Neyse keşif gezisine çıktık. Kanyon ne çok kolay ne de çok zora benziyordu. Yarım saat kadar ekip ilerledi. Çadırları kurmak üzere geri döndük. Nasılsa yarın buraya dalacaktık. Çadırlar kuruldu. Ateş için dereden selle gelen odunlardan toplandık. Ateş yakıp koca tencerenin içinde Mete o nefis lezzetli makarnayı yaptı. Gece bizimdi. Papates, patlıcan, kırmızı biber, soğan kombinasyonlarından közlemeler yaptık. Mağaracıların hikayeleri, geyikleri arasında vakit akıp geçti. Gökyüzünde bir sürü yıldız, yerde ateş, sıcak sohbet de etrafımızı çevreledi. Uykumuz gelince dayanamayıp iyi gecelere geçtik.
Sabah günaydın ey ahali şeklinde dere ve kuş sesleriyle uyandık. Kalvaltıda Mete yine o büyük tencerede sucuklu yumurta yaptı. Sucuk közledik. İlerleyen zamanda gökgürültüleri yaklaştı. Yağmur önce çiseledi, sonra bardaktan dökülürcesine yağma kıvamına geçti. Çadıra kaçıp; şortuyla yağmurda banyo yapan Murat’ı gördüm. Yağmur olunca kanyon geçişi iptal oldu. Faaliyet kebap faaliyeti anıları arasında yerini aldı. Minibüslerdeki sohbetlerden 4 en sevilen sayı olarak kaldı.
Kanyon kategorisinde yayınlandı | Etiketler Çatak Kanyonu, Kanyon | Comments Off
Tarafımdan kaydedilmiş bazı koordinatlar:
Yukarı Kavron Yaylası: E: 40 53.00830′, B: 41 07.85364′, Yükseklik: 2258m
Aşağı Kavron Yaylası: E: 40 54.44129′, B: 41 08.32461′, Yükseklik: 1978m
Ayder Yaylası: E: 40 57.15893′, B: 41 06.39357′, Yükseklik: 1284m
Not: Buradaki koordinatların yanlış olmasından kaynaklanan kaza ve yanlış bilgilendirmelerde hiçbir şekilde sorumluluk alınmaz. Veriler bilgilendirme amaçlıdır. Lütfen doğruluğunu kontrol edin.
GPS kategorisinde yayınlandı | Etiketler GPS, Kaçkar | Yorum Yok »
Zirve: E: 38 31.90587′, B: 35 26.80171′, Yükseklik: 3920m
Dağevi: E: 38 32.46573′, B: 35 31.57216′, Yükseklik: 2200m
Su deposu: E: 38 34.02678′, B: 35 25.22411′, Yükseklik: 2411m
Sırt kamp yeri: E: 38 31.77220′, B: 35 28.98163′, Yükseklik: 2883m
Not: Buradaki koordinatların yanlış olmasından kaynaklanan kaza ve yanlış bilgilendirmelerde hiçbir şekilde sorumluluk alınmaz. Veriler bilgilendirme amaçlıdır. Lütfen doğruluğunu kontrol edin.
GPS kategorisinde yayınlandı | Etiketler GPS, erciyes dağı, erciyes, gps koordinatları | Yorum Yok »
Medetsiz zirve: E: 37 23.58300′, B: 34 37.85300′, Yükseklik: 3524m
Karagöl: E: 37 24.15623′, B: 34 33.45923′, Yükseklik: 2600m
Çinili Göl: E: 37 23.88859′, B: 34 33.25034′, Yükseklik: 2634m
Not: Buradaki koordinatların yanlış olmasından kaynaklanan kaza ve yanlış bilgilendirmelerde hiçbir şekilde sorumluluk alınmaz. Veriler bilgilendirme amaçlıdır. Lütfen doğruluğunu kontrol edin.
GPS kategorisinde yayınlandı | Etiketler bolkarlar, GPS, gps koordinatları, koordinat | Yorum Yok »
08:40 TOKİ evleri başlangıç (Rakım 750m civarı)
10:40 Güzelim bir tavşan gördüm
12:38 Beydağının esas zirve eteğinde, yukarıdan gelen 2 kişi ile karşılaştım. Esas zirve eteklerindeyim.
14:10 Zirve
14:30 Zirveden ayrılış
Bu arada hava bozdu. Yağmurda tamamen ıslandım.
15:30 Yolun üzerindeki duran arabaya ulaştım. Beni bir yerleşim yerine bırakmalarını rica ettim.
Arabayla beni şehire bıraktılar. Bu arada közde çay yapıp; yemek ikram ettiler.
19:00 Şehirdeyim.
Not: Tırmanışa TOKİ evlerinden başlamakla dağa çok uzak kaldığımı sonradan anladım. Iki kez hem yükseldim hem de alçalarak aradaki dağları aşmak zorunda kaldım. Buraya enerjimin çoğunu verdim. Dağın eteğine kadar giden yol mevcut. İstenirse buraya kadar arabayla gidilebilir. Ayrıca yanımda malzeme yoktu. Zirveye ulaşmak üzereyken yaklaşan siyah bulutlar tedirginlik yarattı. Israrcı davranarak güzel bir ödül elde etmiş oldum. Zirve. İkinci etapta yaklaşan bulutlar ise inerken beni yakaladı ve sonuç malum. Güzelce ıslandım. Şans eseri mantar toplamaya gelen insanlarin arabasına binerek 3 saatlik bir yürüyüşten kurtulmuş oldum. Acemilik eğitiminde Beydağına bakıp motive olan birisi için anlamlı bir tırmanıştı.
Dağcılık kategorisinde yayınlandı | Etiketler Beydağı, solo tırmanış, tırmanış | Yorum Yok »
Bu faaliyetten bir hafta önce Derinkuyu civarındayım. Berna’yla yol boyunca Erciyes, Aladağlar, Bolkarlar ve Melendizi izliyoruz. Manzaralar doyumsuz. Keyif güzel. Bir hafta sonra Erciyes faaliyetinin varlığını bilmek çok güzel. Berna sessiz, biraz üzüntülü, çünkü kendisi gelemeyecek. Ama benim dağa gideceğim için mutlu.
Neticede gece 01:30’da Ankara’dan yola çıkıp, Saat 05:30’da dağ evinin (2198m) önündeydik. Jandarmaya haber verdik. Saat 06:05’te hazırlıklarımı tamamlayıp kamp yüküyle yola çıkıyoruz.
Hava aydınlanmaya başladı. Rüzgar yürüyüş boyunca eşlik ediyor. Rüzgardan korunaklı olan 1. telesiej istasyonunun altında saat 09:00’da mola verip çay içiyoruz. 2. telesiej istasyonunun yakınlarındaki terkedilmiş yapıda 2. molamızı verdik. Yükseklik 2738m. Önden 3 eleman sırt rotasının epey yakınlarında, hatta biraz ilerisinde bir kayanın dibine kadar ulaştılar. Ben, sırt rotasını fotoğraflayıp, video çekmekle meşgulüm. Kampımızı 2833m yükseklikte sırta yakın bir yere kurduk. 2 tane çadırımız var.
Dışarıda çöp poşetine kar doldurup getirdim. Müslüm Abi sıcak sıvı ve bulgur pilavı hazırladı. Pek iştahım yok ama yedik. 12:30 gibi kar yağışı başladı. Rüzgar eksik olmuyor. Çadırda tulumların içerisinde sıcak bir uyku çektik. 1-2 saat sonra uyandık. Dışarıya çıkıp biraz yükselmek istiyoruz. Rüzgar hala devam ediyor. Hava iyiye gitmiyor. Bu yüzden moralim bozuk. Hava kararmaya yakın ben, Cafer ve Müslüm Abi çanta almadan dışarı çıktık. Hakan Abi çadırda kalmayı tercih etti. Yanıma sadece GPS ve fotoğraf makinası aldım. Sırtın girişine doğru 150-200m yükseldik. Rüzgar kuvvetini artırdı. Fazla yükselmenin anlamı yok. Geri dönme kararı aldık. Güneş bir sonraki gün ışığını göstermek üzere gözden kayboldu. Rüzgar artık fırtınaya dönüştü. Görüş mesafesi çok kısıtlı. Birbirimizi kaybetmemek için aradaki mesafeyi 1-2 m ile sınırlandırdık. Rüzgar o kadar şiddetli ki savrulmamak için zaman zaman durup yere çöküyoruz. Yerden gelen kar taneleri suratıma kurşun gibi çarpıyor. Ağır adımlarla sırttan inip fırtınanın şiddetinden kurtuluyoruz. Karanlık ve fırtınadan dolayı çadırları bulmak güç. Çadıra ulaştığımızda Hakan Abi’nin sesi bizi karşılıyor. Çadırlar bu şiddetli rüzgara karşı hala direniyorlar. Her an yırtılabilirler. Yapacak tek şey var: Kar duvarı örmek. 3 kafadar başlıyoruz kar duvarı örmeye. Cafer kürekle kar kesiyor. Ferrino’nun etrafına yay şeklinde duvar ördük. Şu anda bu çadırın durumu iyi ama bizim çadır pek iyi gözükmüyor. Rüzgarın şiddetiyle çok fazla yere yatıp sağa sola sallanıyor. Vaude’nin de etrafına yarım ay şeklinde duvara başlıyoruz. Artık hava tamamen karanlık. Fırtına tam şiddetiyle sürüyor. Birbirimizle sesli iletişim kurmakta çok zorlanıyoruz. Cafer’in ayağında frozbit başlangıcı var. Çadırına giriyor. Müslüm Abi’yle duvarı 1.2-1.5m’ye kadar yükseltip bedenlerimizi içeri attık. İçerisi kar dolmuş. Bu durum dışarıdaki fırtınaya göre bin kez tercih edilir. Yine tulumlara çekiliyoruz. Gece 02:00’da uyanıp, havaya göre karar vereceğiz. Hava olumsuz olursa 05:00’da kalkıp yeniden değerlendirme yapacağız.
21:00 gibi uykuya dalıyoruz. 01:30’da uyandım. Dışarıda fırtına ve kar yağışı var. Çadırın kapısını bile açmadan yatmaya devam ediyorum. 05:00’da uyanmayı ıskalıyorum. 06:00 gibi Müslüm Abi’yle uyandık. Müslüm Abi termoslara sıcak sıvı hazırlıyor. Termosun birisindeki çayla birlikte kahvaltımızı ediyoruz. Geri dönüş için yavaş yavaş çantalarımızı hazırlıyoruz. Bu arada Müslüm Abi çadırın kapısı aralıyor. Erciyes’in zirve sırtları pırıl pırıl parlıyor. Sırta vuran güneş ışığı o kadar güzelki. Çay içerken izliyorum manzarayı. Bu güzellikten etkilenmemek mümkün değil. Hafif bir rüzgar esiyor. Zihnimde bir ışık doğuyor: Zirve için bir deneme yapsak… Müslüm Abi’ye tırmanışa var mısın diye soruyorum.
- Ben çok üşüdüm.
- Peki.
Biraz hevesim kırıldı. Dağ evine döneceğiz diye düşünüyorum. Ayakkabıları fazla sıkmadan giyip, tozluk takıyorum. Bu güzel, güneşli ortamda birkaç fotoğraf çekeceğim. Sonra Cafer’in çadırına gittim.
- Dışarısı pırıl pırıl güneş, hafif bir rüzgar var. Zirveyi denesek?
Dostum Cafer olumlu cevap veriyor. Nasıl seviniyorum bu cevaba. Çocuklar gibi şenim.
- Hemen gidip hazırlık yapalım, olabildiğince hafif olalım.
Kramponları takıp, batonları ayarladım. Kaskıda kafama taktıktan sonra hazırım. Müslüm Abi’ye yeniden gelip gelmek istemediğini sordum. Üşüdüğünü belirterek gelmek istemiyor. Hakan Abi ise kampı toplayıp dağ evine dönmeyi istiyor. Bu tarz konularda ısrarcı olmamak en iyisi. İnsanların ne düşündüklerini bilmediğimden, motivasyonsuz bir tırmanış yanlış bir sonuca gidebilir. 2 adet çadırımızdan birini toplayıp diğer çadırın içerisine koyma kararı alıyoruz. Benim ve Cafer’in zirve dönüşünde götürmek üzere birer çadırımız olacak. Müslüm Abi ise mutfak eşyalarını, yiyeceği ve yakıtın bir kısmını alıyor.
Cafer ile 08:05’de zirve denemesi için yola çıkıyoruz. Müslüm Abi ve Hakan Abi bizi uğurluyorlar. Onlarda zaman kaybetmeden dağ evine doğru inişe geçiyorlar. Tempolu bir şekilde kamp yerinden ayrılarak sırt rotasını çıkmak üzere yamaca dik yükseliyoruz. Rahat bir tempomuz var. Caferim esaslı bir tırmanış arkadaşı. Benim askerlik öncesi son kez dağa geldiğimi biliyor. Bunun anlamı benim için büyük. 6 ay dağlardan uzak kalacağım. Bu bir bakıma bir moral. Ayrıca kendisiyle konuştuğumda buraya kadar gelmişken güneşli bir hava yakalamışken zirveyi denemeden gitmenin anlamsız olacağını düşünüyoruz. Arkamıza baktığımızda dağ evine dönen arkadaşlarımızı görüyoruz. Ara ara durup bizi izliyorlar. Sırta ulaştığımızda Erciyes’in beklenen rüzgarı bizi karşılıyor. Yükselmeye devam ederken topuklarımın üstünde hafif acı hissediyorum. Ayakkabımın bağcıklarını iniş için fazla sıkmamıştım. Durup zaman kaybetmemek adına ve münasiplendiğimden yapmadımda. Tozlukları açmak gerekiyordu. Neyse bu durum sonra bana iyi bir derse mal oldu. Eve ulaştığımda 3cm çapında ve 3mm derinliğinde ayak derilerim çorabıma yapışarak geldi. Bu satırları yazarken iki topuğumda yara içerisinde. İyileşmesi için itina gösteriyorum. Neyse ileride sırttan bize doğru gelen iki dağcı görüyoruz. 700-800m mesafedeler. Yavaş yavaş yaklaşıyoruz birbirimize. ODTÜ DKSK ekibindenlermiş. Birisinde frozbit başlangıcı olduğu için geri dönüyorlarmış. Diğeri de ona refakat ediyor. Ekibin geri kalanının Hörgüç Kaya altlarına ulaştıklarını düşünüyorlar. Birbirimize iyi dileklerimizi iletip herkes yoluna devam ediyor. Daha sonra bu tırmanışta sadece DKSK’nın olmadığını ve ORDOS’un da olduğunu internetten öğreneceğim. Performansım beklediğim kadar iyi değil. Cafer önümden gidiyor. Etraftaki manzaraları görünce fotoğraf çekmeden edemiyorum. Ayağımdaki acı artıyor. Durup tozluklarımı açtım, bağcıkları sıktım. Acı biraz hafifliyor. Tüm tırmanış boyunca bana eşlik edecek ayaklarımdaki bu sorunu en az hissedecek kombinasyonlarda adım atıyorum.
Zaman zaman sırttan, zaman zaman 20-30m aşağısından ilerliyoruz. Sertleşmiş kar şiddetli rüzgardan dolayı dikkatli olmayı gerektiriyor. Cafer henüz krampon takmadı. Bense ayağımda krampon olduğundan görece rahatım. Çık çık sırt bitmiyor. Sırtın en yüksek yerini hedef alarak ilerliyoruz. Oraya ulaştığımzda daha yüksek bir nokta beliriyor. Bu durum böylece devam ediyor. Bulutlar epey altımızda. Sürekli bulutları kolluyorum. Yükselip yükselmediklerine bakıyorum. Neyseki aynı yerindeler. Sırtın konum ve yerine göre rüzgar şiddetini artırıyor. Sırtın bazı noktalarında 20-30m dimdik yukarıya doğru kar püskürten rüzgar damarları var. Buralardan uzak durmaya çalışıyoruz. Çünkü bu kar taneleri kurşun gibi insana çarpıyor. Bu şartlarda gore-tex ceket olmadan tırmanış yapsak halimiz harap olurdu. Rüzgar çok çok şiddetlenmeksizin bizi izliyor. Rüzgardan korunmak için kapşon kapatıp ağız burun koruyoruz. 3600’lü metrelerde, sırtın önce yükselip sonra alçalan bölümünde mola verdik. Yan geçişte Cafer risk gördü ve krampon takmaya karar verdi. O krampon takarken, soluklanıp yola devam ediyorum. İleride ODTÜ ekibinden olduğunu tahmin ettiğim dağcıları görüyorum. Yaklaşıyorlar. Selamlaşıyoruz. Hangi külüpten olduğumuzu soruyorlar. Suratları kıpkırmızı. Rüzgar ve soğuk epey etkilemiş. İçlerinden bir kız:
- Tırmanış için iyi zaman seçmişsiniz. Biz 06.00’da başladık. Bütün tırmanış boyunca acayip rüzgar yedik, resmen popomuz dondu
diyor. Bende hallerinden belli olduğunu söylüyorum. Hörgüçün neresinden geçtiklerini öğrenip yavaş yavaş yola devam ediyorum. Hörgüç öncesinde Cafer bana yetişip önüme geçiyor. ODTÜ’lülerin izlerini takip ediyor. Hörgüç altında 30-50cm arasında ayaklarımız kara batıyor. Eğim zaman zaman 50-60°’ye ulaşıyor. Kar bazı yerlerde bant şeklinde yumuşak ve kayıyor. Çünkü gece kar yağdı. Buralarda çığ riski yüksek. Olabildiğince hörgüç altından iz açmışlar. Kaya düşmesi ve çığ riskinin yüksek olduğu yerlerde hızlıca geçiyorum. Ayakta dik olarak durduğumda elimle kar yüzeyine dokunabileceğim şekilde eğim yüksek. Sırta bağlanan kısım korniş yapmış. Buradan en kestirme yoldan dik şekilde çıkmak en mantıklısı. Çünkü diğer kısımlar Şeytan Deresi’nin tam göbeğine bağlanıyor. Kazmanın gagasıyla ve bir elimle de ayak izlerinden destek alıyorum. Yardırıp bu 60°’lik yerden kendimi yukarı atıyorum. Sevgili dostum Cafer burada beni bekliyor. Rüzgarın kar yığdığı sırtta yürüyerek zirveye ulaşıyoruz. Saat 14:00. Kamera çekimi için dış eldivenini çıkardığında parmaklarını dondurması an meselesi. Bu unutulmaz anlar kameramızla kayıtlara geçiyor. Rüzgar şiddetini dahada artırıyor. Acilen inmemiz gerek. Rüzgarın jet şeklinde dimdik yukarı üflediği kar bantları 20-30m yükseğe çıkıyor. Fotoğraf için müthiş manzaralar. Masmavi gökyüzü ve rüzgarın savurduğu kar taneleri. Bir poster gibi. Neyse rüzgarın şiddetinden bir kazaya kurban gitmemek için oturuyorum. Telefonla Müslüm Abi ile görüşüyoruz. Sonrasında inişe geçiyoruz. Sırtı takip edip çığ riski yüksek kulvara giriyoruz. Aşağısı Şeytan Deresi. Panik yapmadan, tempolu ve dikkatli adımlarla zaman zaman popomu karda kaydırarak ama kramponları asla kardan kaldırmadan iniyorum. Herhangi bir tehlike yaşamadan Hörgüç parkurunu geride bıraktık. Artık zaman çok geç oldu. Ne yazık ki rüzgar çok şiddetli. Fırtına başlamış durumda. Rüzgarla birlikte gelen kar taneleri tenime can yakıcı şekilde çarpıyor. İnerken sürekli sol tarafımızdan yediğimiz rüzgardan dolayı sol kaşımın ve gözümün bir kısmı buz tutuyor. Fakat gözlüğümü çıkartmama ve bu buzu temizlememe imkan yok. Çünkü fırtına devam ediyor ve zaman kaybetmemeliyiz. Rota konusunda zaman zaman sıkıntı çekiyoruz. Sırttaki kornişin üzeri çok riski. Altı boş bir kornişe basarsak işimiz kötü. Gelirken seçici olarak sırtın yanlarından ve eğimin müsaade ettiği yerlerden gelmiştik. Dönerken fırtına yüzünden görüşümüz çok düştü ve ayak izlerimizi göremiyoruz. GPS’e bakmanın imkanı yok. Ara ara fırtınanın şiddetinden yere çöküyorum. Çünkü beni Aksaray tarafına fırlatacak kadar kuvvetleniyor. Böyle durumlarda Cafer arkasına dönüp benim gelip gelmediğimi kontrol ediyor. Önce inilen sonra çıkılan 600m’lik kısımı yandan aşıyoruz. Önümüze aşağı inmemiz gereken ve görece dik eğime sahip buz yer çıkıyor. Uzunluğu yaklaşık 10-15m. Cafer buradan geçiyor. Ben geçmek üzereyken fırtına dahada şiddetleniyor. Oturup şiddetini azaltmasını bekliyorum. İneceğim yerin ilerisini görmek için bir iki deneme yapıyorum. Allahtan rüzgar bir ara buna izin veriyor. İlerisi uçurum değil. Aşağı inmek için 3-4 deneme yapıyorum. Kayarsam aşağıya çanağa giderim. Kendimi durdurmam mümkün değil, çünkü buz. Rüzgar ise beni diğer tarafa itmeye çalışıyor. Geçiş için buradan başka çarem yok. Fırtınanın şiddetinin azalacağı yok. Görüşüm fırtına ve gözlükten dolayı çok kısıtlı. Gözlüğüm buzlu cam oldu. Cömelip parkurun başına yavaş yavaş yaklaşıyorum. Sol elimin avucuna kazmanın kaşık kısmını alıp, gagasını buza bastırıyorum. Sağ elimde yere denge için temas halinde. Kramponların tüm dişlerinin batmasına dikkat ediyorum. Ördek yürüyüşü şeklinde küçük adımlarla devam ediyorum. Bacaklarım ve ayak bileklerim çok yoruluyor. Fakat bu ufak bir ayrıntı. Buna müsamaha edememem. Eğim azalır azalmaz fırtınada koşarak bu yüzeyden inmeyi başarıyorum. Caferim ileride olup biteni izliyor. Buradan inebildiğim için çok mutluyum.
Yol uzun. Fırtına bizimle. Hava kararmaya başladı. Kuytu bir yerde kafa lambasını çıkarıp Cafer’den kaskıma takmasını rica ettim. Yorgunluk hat safhada. Tek amacımız var: Aşağı inmek. Topuklarımdaki acı ve mide bulantısı benimle birlikte. Kafa lambasının ışığında sırtın rotasını takip edip, çıktığımız yerden daha kestirme bir yerden çadıra doğru ilerliyoruz. Çadırımızı ayakta görmek sevindirici. Dışarıda hala fırtına var. Cafer çadırda bıraktığı kafa lambasını bulamıyor. Dağ evindeki ekibimizle telefonla konuşuyoruz. Hakan Abi ve Müslüm Abi kampa gelmek için yola çıkmışlar. Müslüm Abi ayağını burkmuş. Hakan Abi kampa 14:00 gibi gelmiş. Çadırdan Caferin kafa lambasını ve çadır lambasını başına herhangi bir şey! gelebilir diye almış. Ne var ki küçük çantasıyla geldiğinden yanına başka bir eşyayı alamamış! Cafer benim halimi görüp çadırın etrafındaki karı açıyor. Çadırın katlanması aşamasında dışarı çıkıyorum. Çantalarımızı yükleniyoruz. Hakan Abi kafa lambasını götürdüğünden tek lambamız var. Sağolsun bizi ağırlıktan kurtardı! Çadırdan dolayı çantam dengesiz. Sol tarafa yatarak ve yükü omuz kolonlarında taşıyarak yol alıyoruz. Adımlarım kontrolsüz ve karda bataklara girince ilerlemek zorlaşıyor. Bir umut alt ekibimiz bizi karşılamaya gelir. Cafer’e söylüyorum. O da geleceklerinden umutsuz. Nihayet arabanın yanına ulaşıyoruz. Bitkinlik. Çantalarımızı dağ evine alıp bizi karşılıyorlar.
Dağ evinde Hakan Abi, Cafer ve Ben tartışıyoruz. Müslüm Abi sessiz. Tartışma tatsız tuzsuz. Buram buram bencillik kokuyor. Detayları uzun. Canımı sıkan ufak bir noktası Müslüm Abi’nin daha önce liderlik yaptığım bir tırmanışta ekip üyelerimden birisiyle sözde zirve hırsım yüzünden tartıştığımı Hakan Abi’ye anlatması. İşte bu anda kan beynime sıçrıyor. O olayı çok yakından bilen birisi olan Müslüm Abi’nin bu durumu çarpıtarak anlatması hoş değil.
Neyse arabaya 20:30 gibi atlıyoruz. Üşümem devam ediyor. Balaklavamı giyiyorum. Yolda uyuya kalmışım. Arada uyandığımda hız ibresi 150 km/saatı gösteriyordu. Saat 00:30’da Hakan Abi beni Dikmen’deki evime bırakıyor.
Çok ders alınması gereken bir faaliyeti geride bıraktım. Bugün 02.12.2007. Yarın sabahtan askerlik için sınava girip, 12 Aralıkta teslim olacağım.
Askerlik öncesi Son Tango Erciyes Dağı’ydı. Her zamanki gibi canım eşim Berna’ma ithaf olunur.
Dağcılık kategorisinde yayınlandı | Etiketler erciyes dağı, tırmanış | Yorum Yok »



